Yıllarca süren kısırlık sürecinden sonra sonunda anne olma şansına kavuştum. Oğlum Serkan şimdi üç yaşında. Kocamın bakışlarına ve benim inatçı ruhuma sahip. Hayatımız mütevazı ama istikrarlı ve güvenliydi: banliyöde bir ev, aile arabası, sakin bir düzen. Uzun tedavi süreçlerinden sonra ulaştığım bu hayat, benim için umut ve emek demekti. Sonra Elif hayatımıza girdi. Serkan bebekken bakıcımız oldu. Sakin, nazik ve dakikti. Telefonuna dalmaz, Serkan’a şarkılar söylerdi. Uyusa bile onu kucağında tutardı. Duygularını bizden bile iyi anlar gibiydi. Kocam bir gün, “Çocuğa gerçekten çok bağlanmış,” demişti. Ben de gülümseyip, “Çok şanslıyız,” demiştim. Ama şimdi geriye dönüp baktığımda uyarı işaretlerinin apaçık olduğunu görüyorum. Elif ailesinden hiç bahsetmezdi. Bayramlarda izin istemezdi. Özellikle Serkan’ın doğum günlerinde ekstra vardiya almak isterdi. Hepsini görmezden geldim… ta ki ortadan kaybolana kadar. O gün eve erken geldim. Ev ölü gibi sessizdi. Elif’in çantası ve ayakkabıları yoktu. Serkan beşiğinde, tamamen gözetimsiz yatıyordu. Mutfakta, üzerinde benim adım yazan buruşmuş bir not vardı. Okurken yüzüm bembeyaz oldu:..Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.