Prof. Dr. Mustafa Karataş ile Muhabbet Kapısı
Kocam, horladığımı söylediği için misafir odasına taşındı… Ama orada gerçekte ne yaptığını gördüğümde nefesim kesildi.
Eşim Emre ile ben, çoğu evli çift gibi yıllardır aynı yatakta uyuyorduk. Ta ki bir gün, durup dururken misafir odasına taşınmaya karar verene kadar.
“Canım, seni çok seviyorum ama horlaman gerçekten çok yüksek sesli,” dedi. “Sadece düzgün bir uykuya ihtiyacım var.”
İlk başta bunun bir şaka olduğunu sandım ama değildi. Her gece gerçekten misafir odasında uyumaya başladı.
Horlamamı kesmek için elimden gelen her şeyi denedim: burun spreyleri, bitki çayları, uyku pozisyonumu değiştirmek… Ama hiçbir şey işe yaramadı.
Emre ise beni sürekli sakinleştiriyordu: “Takma kafana. Bazen böyle şeyler olur. Ama benim sağlığım için iyi bir uyku şart.”
Sonra işler daha da garipleşti. Geceleyin kapıyı kilitlemeye başladı. Ardından eşyalarını taşımaya… Laptopu, şarj aletleri, hatta bazı kıyafetleri bile. Artık sadece orada uyumuyordu; sanki misafir odasında yaşamaya başlamıştı.
Horlamamın ciddi bir sağlık sorunu olabileceğinden korktum ve doktora randevu aldım. Durumu netleştirmek için uyurken kendimi kaydetmeye karar verdim.
Yatağın yanına bir ses kayıt cihazı koydum.
Sabah kaydı dinlediğimde… hiçbir şey yoktu. Ne horlama, ne nefes sesi, ne de başka bir ses.
Donup kaldım. Eğer horlamıyorsam, Emre bana neden yalan söylemişti? Peki her gece o kilitli kapının arkasında gerçekte ne yapıyordu?
Evin tüm kapılarının yedek anahtarları vardı. Emre’nin bilmediği anahtarlar… Gerçeği öğrenmem gerekiyordu.
O gece saat tam 02.00’de, sessizce koridordan misafir odasına doğru yürüdüm. Kapının altından hafif bir ışık sızıyordu ama içerisi tamamen sessizdi. Yedek
anahtarı yavaşça kilide soktum ve kapıyı açtım.
İçeri girdiğim anda gördüğüm şey karşısında donakaldım.
“BURADA NELER OLUYOR ALLAH AŞKINA?!” diye bağırdım…
Kapıyı açtığım anda yüzüme çarpan ilk şey, misafir odasının o tanıdık “temiz çarşaf” kokusu değildi. Hafif bir metal, plastik ve… yanık gibi bir elektronik kokusu
vardı. İçerisi loştu; perde aralığından sızan sokak lambasının sarı ışığı ve masanın üstündeki küçük bir masa lambası odayı ikiye bölüyordu. Emre, sırtı bana dönük
şekilde, yatağın kenarına çökmüş haldeydi. Önünde açık bir dizüstü bilgisayarında kablolar, küçük bir güç kaynağı, telefonlar… ve duvarda, komodinin üstüne Devamını okumak için diğer sayfaya geçiniz..

