Otuz beş senelik evlilikten sonra
Çok geçmeden, tesadüfen uğradığım bir markette çalışan genç bir kadın dikkatimi çekmişti. O markete daha sık gitmeye başladım. Zamanla sohbetimiz ilerledi, birbirimizi daha yakından tanıdık. Yirmi yaşında olduğunu, kısa süren bir evlilik yaşadığını, babasının olmadığını ve annesiyle birlikte yaşadığını anlattı. Hayat şartlarının zor olduğunu söylüyordu. Ben de kendime güvenerek, ona destek olabileceğimi, maddi açıdan bir sıkıntı yaşamayacağımızı söyledim. Duygularımızın karşılıklı olduğunu düşünerek evlenme teklif ettim. O da kabul etti. Kısa süre sonra evlendik ve yurt dışında bir balayı yaptıktan sonra evimize döndük. Ona evlilik hediyesi olarak bir ev aldım. Bir süre sonra annesini de yanımıza aldı. Ben de eşimi mutlu etmek için elimden geleni yapıyordum. Zaman içinde maddi konularda daha fazla sorumluluk üstlendim. Harcamalar arttı, yatırımlar yaptık. Yaklaşık bir buçuk yıl içinde birikimlerimin büyük kısmını evlilik düzenimiz için kullanmıştım. Bir gün eşim ayrılmak istediğini söyledi. Bunu beklemiyordum. Onun farklı hayalleri ve beklentileri olduğunu, yaş farkımızın da zamanla aramızda mesafe oluşturduğunu ifade etti. Bu sözler beni derinden etkiledi. O an, evliliğimizin temellerini yeterince sağlam kuramadığımızı anladım. Kısa süre içinde karşılıklı anlaşarak yollarımızı ayırdık. Aradan iki yıl geçti. Bu süreçte sık sık geçmişi düşündüm. İlk eşim aklıma geliyordu ama yüzleşmeye cesaret edememiştim. Sonunda karar verdim ve bir gün ayrılırken ona bıraktığım eski eve gittim. Kapıyı on iki–on üç yaşlarında bir kız çocuğu açtı. Eski eşimin adını söyleyip evde olup olmadığını sordum. İçeriden tanıdık bir ses duyunca heyecanlandım. Kapıya geldiğinde onu ilk anda tanımakta zorlandım. Kendine iyi bakmış, daha dinç ve huzurlu görünüyordu. Beni sakin bir şekilde içeri davet etti. Oturup sohbet ettik. Zamanında birlikte yaşadığımız evin atmosferi beni duygulandırmıştı. Evdeki çocukların kim olduğunu sorduğumda, onların ihtiyaç sahibi iki kardeş olduğunu, yıllar önce zor durumdayken yanına aldığını anlattı. Onlara sahip çıkmış, eğitimleriyle ilgilenmişti. Mal varlığını da ileride onların geleceği için planladığını söyledi. Onu dinlerken, yıllar boyunca ne kadar fedakâr ve güçlü bir insanla birlikte olduğumu bir kez daha anladım. Hayatı boyunca beni incitmemiş, zor zamanlarımda yanımda durmuştu. Ben ise bazı kararları aceleyle vermiştim. Akşam olmak üzereydi. Ayrılma vakti geldiğinde bana hazırladığı yemekten bir paket verdi ve sağlığımı ihmal etmememi söyledi. Ne kırgınlık ne de sitem vardı sözlerinde; sadece olgunluk ve sakinlik… O evden ayrılırken hayatın bana önemli bir ders verdiğini biliyordum. Bazen insan, sahip olduğu değerin kıymetini geç fark eder. Ve bazı hatalar, geri dönüşü olmayan izler bırakır.
