“Harabe üstüne konduğunda ne dersin?” “Burada yaşayanlar nerededir? derim.” “Ya binaların üzerinden geçerken ne dersin?” “Yazık bu insanlara ki önünde nice güçlükler varken rahat uyumaktadır, derim.” “Gündüzleri neden çıkmazsın?” “İnsanların kendilerine ettiği zulümlerin çokluğundan…” “Öterken ne dersin?” “Ey gâfil, âhiret yolculuğun amacıyla azık hazırla! derim. Ve ‘Subhane Hâliku’n-Nur’ diye zikrederim” Bu konuşma üstüne Süleyman (a.s) şu şekilde buyurdu: “Kuşlar içersinde insanoğluna bu kadar güzel öğüt eden ve bundan daha şefkatli olanı yoktur. Cahillerin ondan nefret etmeleri, onu uğursuz saymaları ne garip şeydir.”

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.