18 yıllık komşum Selma “
Mektupların devamında her şey daha da netleşti. Vedat, yıllar boyu bana iş seyahati diye yalan söylediği günlerde aslında bir sokak ötedeki bu evdeymiş. Selma’nın “kimsesizliği” bir tiyatroydu, masraflarını gizli gizli Vedat ödüyordu. Hatta bir mektupta Vedat şöyle yazmıştı: “Biliyorum, ona (bana) ihanet etmekten nefret ediyorsun ama seni uzağa gönderemezdim Selma. Her akşam soframızda olmanı istiyorum, seni en azından böyle görebilmek, kokunu aynı evde duyabilmek tek tesellim.”
O an, on sekiz yıl boyunca masamda oturan o “sessiz kadının” neden hep önüne baktığını anladım. Pişmanlıktan değil, zaferini gizlemek içinmiş belki de. Vedat’ın bana karşı olan o aşırı nazik tavırları, eve her gelişinde aldığı çiçekler… Hepsi birer kefaretti. Ben ona acıyordum, o ise benim saflığıma. Ben ona tabağımdaki en iyi parçayı uzatırken, o aslında kocamın kalbindeki en büyük yeri çoktan almıştı.
