Öğrencinin Karnesine Öyle Bir Not Yazdı ki
derslerde zorlanan bir öğrenciydi. Özellikle matematikte ne yaparsa yapsın ilerleyemiyordu. Evde kimse yardımcı olamıyordu. Babası uzun saatler çalışıyor,
Ali annesi küçük kardeşiyle ilgileniyordu. Ali çoğu akşam ödevlerini tek başına, anlamadığı sorulara baka baka yapıyordu. Sınıfta parmak kaldırmamaya alışmıştı; yanlış yapmaktan değil, “sen zaten anlamıyorsun” bakışlarından yorulmuştu.
Karnesini açtığında notlar beklediği gibiydi. Orta halli, yer yer düşük. Derin bir nefes aldı. Tam kapatacakken öğretmen notunun olduğu bölüme gözü takıldı.
Orada alışık olmadığı bir şey vardı. Ne “daha çok çalışmalı” yazıyordu, ne de “potansiyelini kullanmıyor”.
Şöyle yazıyordu:
“Ali, bu yıl zorlandığını biliyorum. Ama pes etmedin. Sormaktan çekinsen de denemekten vazgeçmedin. Hızlı öğrenmeyebilirsin ama vazgeçmeyen birisin. Bu çok daha kıymetli. Kendine inanmayı öğrenirsen, gerisi gelir. Sen değerlisin.”
Ali yazıyı bir daha okudu. Sonra bir daha. Gözleri doldu. İlk kez bir öğretmen, notlarının arkasındaki çabayı görmüştü. Sınıftan çıkarken karnesini çantasına koymadı. Eve kadar elinde taşıdı.
Evde annesine uzattı. Annesi notlara baktı, sonra yazıyı okudu. Sessizleşti. “Bunu kim yazdı?” diye sordu.
“Matematik öğretmenim,” dedi Ali.
Ertesi gün o not, sınıfta, öğretmenler odasında, sonra okulun koridorlarında konuşulmaya başladı. Bazı veliler şaşırdı. “Karneye böyle şeyler yazılır mı?” diyenler
oldu . Ama çoğu kişi şunu fark etti: O birkaç cümle, bir çocuğun bütün bir bakışını değiştirmişti.
Ali ikinci döneme aynı çocuk olarak başlamadı. Hâlâ zorlanıyordu ama artık biliyordu ki bir kişi bile onun çabasını görüyordu. Parmak kaldırmaya başladı. Yanlış
yaptı, yine yaptı ama vazgeçmedi. Matematik notları mucizevi şekilde yükselmedi belki, ama Ali’nin kendine bakışı değişti.
