Annemin birikimlerinin şifresini gece yarısı

BÖLÜM 1
Saat gece 01:30 sularında, İstanbul’un Fatih ilçesinde mütevazı bir evde derin bir sessizlik hâkimdi. Sessizliği yalnızca uzaktan gelen sokak köpeklerinin havlaması bozuyordu. Odasının karanlığında yatan 65 yaşındaki Emine birden gözlerini açtı. Onu uyandıran şey bir gürültü değil, yan odadan—misafir odasından—süzülen zehir gibi bir fısıltıydı.

Emine nefesini tuttu ve dikkat kesildi. Ses, tek oğlu Mehmet’e aitti. Emine, 45 yıl boyunca sabah ezanından önce kalkıp bir lokantada yemek yaparak, parmakları artık şekil değiştirecek kadar çalışmış, tüm hayatını oğluna adamıştı.

—Hepsini çıkar, aşkım —diye fısıldıyordu Mehmet yan odada— Annemde kartta 95 bin lira var. Derin uyuyor. Sabah olmadan fark etmez.

Emine’nin yatağındaki bedeni kaskatı kesildi. Hissettiği soğuk, İstanbul gecesinin ayazı değil, doğrudan kalbine saplanan bir hançer gibiydi. O para bir lüks değildi; ömrü boyunca biriktirdiği emeğin karşılığıydı. Hastalıklar için, faturalar için, yaşlılığında kimseye muhtaç olmamak için bir güvenciydi.

—Şifreyi söylüyorum, yaz —devam etti Mehmet— 4, 7, 9…

Her rakam Emine’nin göğsüne düşen bir taş gibiydi. Bu, üniversite masraflarını karşılamak için bileziklerini satan kadının oğluydu. Eşinin mezarı başında “Seni asla yalnız bırakmayacağım” diye ağlayarak söz veren aynı adamdı.

Yan odadan Mehmet’in eşi Elif’in kısık bir kıkırdaması duyuldu. Elif, gösterişe düşkün, sürekli daha fazlasını isteyen, Emine’ye yalnızca işleri düştüğünde “anneciğim” diyen bir kadındı.

Birkaç gün önce Emine’yi ziyaret etmişlerdi. Elif yanında pahalı bir tatlı kutusuyla gelmişti.

—Anne —demişti Mehmet—, Elif’le düşündük… Yaşın ilerledi. Banka kartını ortak yapalım. Bir şey olursa diye.

—Bir şey olursa, tüm belgelerim noterde hazır —demişti Emine sertçe.

Bu reddin ardından yüzler değişmişti. Mehmet aynı gün 40 bin lira istemiş, Elif ise kredi borçlarını bahane etmişti. Emine parayı vermeyince Mehmet’in bakışları sertleşmişti.

—Yaşlandın artık anne —demişti soğuk bir sesle— Bu kadar parayı ne yapacaksın? Mezara mı götüreceksin?

O günden sonra Emine’nin içinde bir şey kırılmıştı.

Ertesi gün gece yarısına doğru Elif’in evin posta kutusunu karıştırdığını, banka hesap dökümlerinin fotoğraflarını çektiğini fark etmişti. Bu bir yardım isteği değil, açık bir avdı.

O hafta bir hukuk bürosundan gelen telefon Emine’yi sarsmıştı. Zihinsel yeterliliğinin incelenmesi için işlem başlatılmıştı. Eğer ikna edemezlerse, onu “akıl sağlığı yerinde değil” diyerek kontrol altına almayı planlıyorlardı.

Ama Emine aptal değildi. Aile dostlarının oğlu olan avukat Murat’ın yardımıyla, iki gün önce alınmış “tam zihinsel yeterlilik” raporunu da hazırlamıştı. O gece her şeyi duyduğunda ağlamadı. Sessizce kalktı, süresi dolmuş eski bir banka kartını cüzdanının görünen yerine koydu ve yatağına geri dönüp uyuyor gibi yaptı.

Dakikalar sonra kapı yavaşça açıldı. Bir gölge odaya süzüldü. Emine gözlerini kapalı tutarken kendi oğlunun eşyalarını karıştırdığını hissetti. Cüzdanın fermuar sesi sessizliği yarıp geçti.

Ve Emine, sabah olduğunda başlayacak fırtınanın henüz sadece ilk rüzgârını hissetmişti…

BÖLÜM 2
Mehmet’in gölgesi, Emine’nin komodinin yanında tam bir dakika boyunca kıpırtısız kaldı. Emine nefesini yavaş ve düzenli tutuyor, derin uyuyormuş gibi yapıyordu; ama kalbi boğazında atıyordu. Oğlunun kartı eline alıp hızla bilgileri kopyaladığını, sonra hiçbir şüphe uyandırmamak için tam yerine koyduğunu duydu. Ardından sessiz adımlarla odadan çıktı ve kapıyı kapattı.

Ancak o zaman Emine gözlerini açtı. Yaşlı yüzünden tek bir gözyaşı süzüldü. Bu gözyaşı hırsızlığa değil, oğlunun hayattayken “kaybına” aitti. Hırs onu tamamen yutmuştu.

Sabah 06:30’da Emine kalktı, cezvede kahvesini yaptı ve küçük mutfağında sakin bir şekilde oturdu. En yakın banka 24 saat ATM hizmeti veriyordu ama onların evden uzaklaştıktan sonra deneyeceklerini biliyordu.

Tam 07:15’te telefonu sert bir şekilde çalmaya başladı. Arayan Mehmet’ti.

—Anne! Ne yaptın sen?! —diye bağırdı Mehmet, öfkeden sesi titreyerek— Kart ATM’de çalışmıyor. Elif sistemin hesabı bloke ettiğini söylüyor!

Emine kahvesinden bir yudum aldı. Sesi buz gibi sakindi.

—Ben ne yaptım, Mehmet? Asıl soru şu: Saat 02:00’de benim odamda ne yapıyordun?

Hat karşısında ölüm sessizliği oldu.

—Ne… ne diyorsun sen? —diye kekeladı Mehmet.

—Hepsini duydum. Eşinle yaptığın planı da duydum. Yatağımın yanında durup kartımı çaldığın anı da hissettim.

—Anne, yanlış anladın! Biz… zor durumdayız!

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.