Cezaevine girer girmez

Koğuşa getirilen genç bir mahkûmun ilk davranışı ikindi namazını kılmak oldu. Namazı bitirip oturduktan sonra yaşlı ve tecrübeli bir mahkûm, gençten neden namaza fazladan devam ettiğini sordu. Genç, “Kaza namazı” dedi ve gözaltında geçen günleri anlattı: yirmi dokuz gün boyunca sürekli zorluklar, abdest almak için imkânsız koşullar, ellerinin ve ayaklarının bağlanması, teyemmüm için toprak bulamamak; hatta on beş günü tamamen soyularak geçirilmiş onur kırıcı muameleler…
Bu anlatı, dinî vecibelerin fizikî şartlarla nasıl çatıştığını ve bir inanç eyleminin under extreme conditions nasıl bir direniş biçimine dönüştüğünü gözler önüne seriyordu. Yaşlı adam, gencin anlattıklarını duyduğunda derin bir hüzünle ağladı ve ona içten bir öğüt verdi: “O namazları asla kaza etmeyeceksin… O namazları alıp Tanrı’nın huzuruna varacaksın.” Gençin son cümlesi hem hüznü hem gururu özetliyordu: “Adım Muhsin Yazıcıoğlu… Suçum: VATANI SEVMEK.”
Bu kısa sayfa, olayın duygusal çekirdeğini ve genç mahkûmun inanç yoluyla gösterdiği direnişi özetler. İkinci sayfada koğuş sahnesinin ayrıntıları, diyaloglar ve verilen ders tam metniyle aktarılacaktır.Devamını okumak için diğer sayfaya geçiniz.. 

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.