Sıradan bir hafta içi akşamıydıı
Bir sabah, tren istasyonunda, yaşamın sıradan akışında alışılmadık bir an yaşandı. Çıplak ayaklarıyla trene binen bir çocuk, elinde bir oyuncak ve yüzünde bir gülümseme ile herkesin dikkatini üzerine çekti. Trenin kapıları kapanmadan önce, çevresindeki yolcuların kafasında pek çok soru belirmişti. Bu çocuğun hikayesinin ne olabileceği, neden ayakkabısız olduğu, kim bilir? Çocuk, içindeki neşeyi ve umudu dışa vururken, trenin içi yavaş yavaş dolmaya başladı. Yolcular, her biri kendi dünyasında, bu çocuğun neşesini paylaşmaktan uzak görünüyordu. Ancak bir dakikanın ardından, trende bir şeylerin yolunda gitmediği hissi belirdi; bir yabancı adam, garip bir tavırla içeri girdi. De’vamı sonraki sayfada..

