Düğün gecemizde, gözlerim kocamın
“Michael,” dedim sonunda, içimdeki karmaşaya karşın sesim sakindi. “İkimiz de şahsımizi istemediğimiz bir halde buluyoruz. Neden yaptığını anlıyorum ve seni suçlamıyorum. Bunu kendi yolumuzla başarabiliriz.”
Aramızda sessiz bir uyuşma gerçekleşti. Evliliğimiz Romantizm ve tutku üstüne kurulu olmayabilirdi, ama diğer bir şey üstüne kurulu olabilirdi: şefkat ve karşılıklı saygı. Koşulların birbirine bağladığı, fakat gene de kendi ortaklık versiyonumuzu yaratabilen iki bireydik.
Sonraki haftalarda bir ritim yakaladık. Herkesin önünde rollerimizi oynadık; ben de ona etkinliklerde eşlik ettim ve dünyanın bizden beklediği sevgi dolu çifti canlandırdık. Özel hayatımızda ise bir arkadaşlık kurduk, birbirimizin hayallerini ve korkularını öğrendik, alışılmadık olsa da kendi başına rahatlatıcı bir arkadaşlık paylaştık.
Michael, çekingen tavrına karşın keskin bir zekâya ve sanata derin bir hayranlık besliyordu. Seyahatlerinden, gene ziyaret etmeyi özlediği yerlerden hikayeler anlatırdı. Karşılığında ben de ona çocukluğumu, Teksas’taki yalın hayatımı ve hayatın zorlukları araya girmeden evvelce ressam olmayı nasıl hayal ettiğimi anlatırdım.
Tahoe Gölü kıyısındaki villamız, beklenmedik arkadaşlığımızın yeşerdiği bir cennet, bir sığınak durumuna geldi. Uçsuz bucaksız ve ebedi su, sıra dışı birlikteliğimizin ebedi olasılıklarını yansıtıyordu. İşte orada, fırçayı gene elime alıp geçmişimin manzaralarını ve geleceğimin hayallerini resmetme cesaretini buldum.
Michael sanatımı destekledi ve ben de onun dünyayla yeni bir özgüvenle yüzleşmesine yardımcı oldum. Birlikte, aşkın tek bir tarifi olmadığını keşfettik. Birbirimizin beraberinde olmanın kolay bir eylemi, paylaşılan bir kahkaha ya da birinin sizi aslında anladığını bilmenin verilen sessiz bir huzur olabilirdi.
Evliliğimiz bir aldatmaca olarak başlamış olabilir, ama derin ve gerçek bir şeye dönüştü. Sonunda, bizi bağlayan şey mecburilik değil, tercihti; hayatın komplikelıklarını birlikte, el ele, sözcüklerin tam manasıyla ortaklar olarak hayata kararıydı.

