Bu alışverişin sonunda, yalnız bir çocuğun yüzündeki belirsizlik konumunu umut dolu bir gülümsemeye bırakmaya başladı. Her sabah o saklı buluşmalar, benim ruhumun derinliklerinde bir şeyleri değiştirdi; belki de onun yalnızlığını paylaşmak, benim kendi yalnızlık duyguma bir ayna tutuyordu. Zamanla, yalnızca ona değil, aynı vakitte kendime de bir şeyler vermiş oluyordum. Arada sırada ufak bir iyilik, büyük değişimlerin kapısını aralayabiliyor. O sıradan sabahlarda, sıradan bir insan olarak yaptığım bu şey, belki de hayatta kalmanın ve dayanışmanın gerçek anlamını meydana koydu. Yalnızlık, sevgiyle sarıldığında, bir nebze olsun hafifliyordu; o çocukla birbirimizi anladığımız o anlarda, hayatın karmaşasında kaybolmuş olan umut ışığını tekrar buluyorduk. Her sabah, o çocuğun gözlerindeki parıltı, bana insan olmanın derin anlamını hatırlatıyordu; belki de bir gün, diğerleri da aynı cesareti gösterip, yalnız kalmış olanlara uzanacaklardı.

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.