Rahatsızlığını gizlemek için zorla bir kahkaha attı. – “Bu bakışın anlamı ne? Beni korkutabileceğini mi sanıyorsun?” Sofia hemen cevap vermedi. Bunun yerine, eteğini kasıtlı bir sakinlikle düzeltti, elleri sabit, başı dikti. Sonunda konuştuğunda sesi yüksek değildi ama her çığlıktan daha keskindi. – “Anneme sorun çıkarmayacağıma söz verdim. Ama bana başka seçenek bırakmadın Tyler. Gerçekte kim olduğumu görmek istedin…” Kalabalığın içinde bir ürperti dolaştı.Ve sonra bir şey oldu. Uyanış Üst kattaki floresan ışıklar titredi. Tüm pencereler kapalı olmasına rağmen koridorda tuhaf bir ürperti yayıldı. Öğrenciler birbirlerine sokulup gergin bir şekilde fısıldaştılar. Sofia’nın bakışları Tyler’a kilitlendi ve zorba hayatında ilk kez göz teması kuramıyordu. Bakışlarında dayanılmaz bir şey vardı, sanki onun cesaretinin arasından titreyen çocuğa bakıyormuş gibi. Sonra, kimse anlayamadan havada bir dalgalanma oldu. Dolaplardan kitaplar düştü. Metaller gıcırdadı. Kahkahalar kayboldu; yerini nefes nefese kalmalar, çığlıklar ve çocuklar geri çekilirken spor ayakkabılarının gıcırtısı aldı. Sofia kılını bile kıpırdatmamıştı. Yine de sanki tüm koridor onun varlığına boyun eğmiş gibiydi. Tyler sırıtışı kaybolarak geriye doğru sendeledi. – “N-ne yapıyorsun?” diye sordu ama sesi çatallaştı, ona ihanet etti. – “Seni uyarmıştım,” diye kısaca cevapladı Sofia. Sözleri bağırarak söylenmemişti ama herkesin göğsünde gök gürültüsü gibi çınladı. Geçmişin Gölgeleri Okulda kimse Sofia hakkında pek bir şey bilmiyordu. Başını öne eğen, sık sık yer değiştiren, cevabı açıkça bilse bile sınıfta asla el kaldırmayan kızdı. Öğretmenler ona acıyor, öğrenciler onu görmezden geliyordu. Ama sessizliğinin ardında hiç anlatmadığı bir hikaye yatıyordu. Sofia, Tyler’ın zulmünden çok daha büyük fırtınalar yaşamıştı. Çoğu çocuğun hayal bile edemeyeceği şeyler görmüştü. Şimşek gibi öfkeli babası, ona küçük yaşta korkuyu öğretmişti. Kırılgan ama sert annesi, her şeyin değiştiği bir geceye kadar onun kalkanı olmuştu. Çürükler, çığlıklar, kırık camlar… Sofia hepsini hatırlıyordu. Ve içindeki bir şeyin farklı olduğunu fark ettiği anı hatırlıyordu. Annesini bile korkutan bir şey. Sadece cesaret değildi. Sadece inatçılık değildi. Adını koyamadığı bir güçtü; köşeye sıkıştığında, biri onu ezmeye çalıştığında daha da güçlenen bir güçtü.

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.