Üvey babam dört yaşımdan beri hayatımdaydı. Annem öldükten sonra da gitmedi ve tanıdığım tek gerçek baba oldu
Dört yaşımdayken annemi kaybettim. Sonrasında beni üvey babam büyüttü. Yıllar sonra, ölümünden sadece birkaç saat önce elimi sıkıca tutup fısıldadı:
“Sana hayatım boyunca yalan söyledim.”
Annem, Faruk’la evlendiğinde ben henüz dört yaşındaydım. Çok geçmeden annem vefat etti ama Faruk beni hiçbir zaman bırakmadı, hep yanımda kaldı.
Düğünümde koluma girip beni damada o teslim etti. Kızımın mevlidinde yanımdaydı. Kocaman kadın olduğumda bile, küçüklüğümde çok sevdiğim o elmalı krepleri ara sıra bana yapmaya devam ederdi.
O benim öz be öz babamdı.
Bu yüzden hastalığı birden ağırlaşıp durumu kötüleştiğinde, hastanedeki başucundan bir an olsun ayrılmadım.
Doktorun bana Faruk’un sadece birkaç saati kaldığını söylediği gece, buz gibi elleri birden bileğimi kavradı.
“Benden nefret etmeden önce dinleyeceğine söz ver.”
“Senden asla nefret edemem ki baba.”
Bileğimdeki parmakları daha da sıklaştı.
“Sana hayatım boyunca yalan söyledim. İnandığın her şey yalan. Çocukluğun, benim kim olduğum… Bütün hayatın bir masaldı.”
Sanki odanın duvarları üzerime yıkılıyordu. Şaşkınlıkla hafifçe gülümsedim.
“Babacığım, ne diyorsun Allah aşkına? Doktoru çağırayım mı, iyi değilsin galiba?”
Faruk başını iki yana salladı.
“Aklım başımda, ne söylediğimi çok iyi biliyorum. Biri benden bu sırrı mezara götürmemi istedi ama ölmeden önce gerçekleri öğrenmeni istiyorum.”
Aklımdan bir sürü soru geçiyordu ama hiçbirini soramıyordum.
Faruk avucuma katlanmış bir kâğıt parçası tutuşturup elimi itti.
“Oraya git. Hemen.”
Gözyaşları ak sakallarına karışıyordu. Bunlar bana söylediği son sözler oldu.
Hemen koridora çıkıp elimdeki kâğıdı açtım.
Üzerinde bir adres yazılıydı.
Sokak, Faruk’un eviyle —yani benim çocukluğumun geçtiği yerle— aynı mahallede, arabayla sadece beş dakikalık mesafedeydi.
İçimden bir ses oraya gitmememi söylese de babamın son isteğini geri çeviremezdim.
10-15 dakika sonra mütevazı bir müstakil evin önünde durdum.
Gecenin bir yarısı insanları rahatsız edeceğim için içimden mahcup bir özür cümlesi hazırlayarak kapıya doğru yürüdüm.
Fakat daha elimi kaldırıp kapıya vuracakken, kapı kendiliğinden sonuna kadar açıldı.
Karşımda duran kişiyi gördüğümde ise çığlığıma engel olamadım. devamını okumak için diğer sayfaya geçiniz
