Kocam Hasan’ı kaybettiğimde dünyam başıma yıkılmıştı.

Zarfı açarken içimde kötü bir his vardı. İçinden Hasan’ın kendi el yazısıyla yazdığı kısa bir mektup çıktı.
Hasan, çocuklarını ve beni kardeşine emanet ediyor, başımıza bir sıkıntı gelirse bizi yalnız bırakmamasını istiyordu.
Fakat mektubun sonunda daha şaşırtıcı bir cümle vardı:
“İsmail, yıllardır benden sakladığın şeyi biliyorum.”
Başımı kaldırıp İsmail’e baktım.
İsmail gözlerini yere indirdi. Hasan hayattayken bana karşı hiçbir yanlış davranışta bulunmadığını, fakat yıllar önce bana karşı içinde bir yakınlık hissettiğini ağabeyinin fark ettiğini anlattı. Bu yüzden kendisini hep bizden uzak tutmuştu.
“Bu evliliği yalnızca ağabeyimin isteği yüzünden kabul etmedim,” dedi. “Ama senden de hiçbir şey beklemiyorum. Bana güvenmen için ne kadar zaman gerekiyorsa beklerim.”
O gece uzun uzun konuştuk. Yeni hayatımızın aceleyle değil, karşılıklı saygıyla kurulmasına karar verdik.
Aylar geçtikçe İsmail’in sözünde durduğunu gördüm. Çocuklarıma kendi evlatları gibi sahip çıktı, bana da hiçbir konuda baskı yapmadı.
Başta mecburiyet gibi gördüğüm o evlilik, zamanla huzurlu bir yuvaya dönüştü. Hasan’ın yıllar önce bıraktığı o mektup ise hâlâ sandığımın içinde duruyor.

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.