Karısının Yakılması Sırasında
Karısının Yakılması Sırasında Bir Koca, Karnının Hareket Ettiğini Gördü ve Nesillerdir Ailesinde Yakılan Günahı Keşfetti… Ateşin sesi son olmalıydı. Julian Keats içinse, Elara’nın ölümünden beri evini dolduran kederin, kaosun ve dayanılmaz sessizliğin sonunu işaret ediyordu. Fakat fırının önünde durup Elara’nın ipeklere sarılı solgun bedenine bakarken, alevlerin titrek ışığı huzuru değil, huzursuzluğu yansıtıyordu. Karnı hareket ettiğinde –sadece bir kez, zar zor fark edilebilir bir şekilde– Julian’ın zihninde bir şey cam gibi kırıldı. İmkansızdı. Delilikti. Ama oldu. Ve o andan itibaren, Keats evinde -veya Julian’ın zihninde- hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Elara onun dünyasına ait değildi. Hastaneler, okullar ve nihayetinde özel kliniklerden oluşan bir imparatorluk kuran bir ailenin varisiydi. Sahil kasabasından bir edebiyat öğretmeniydi; hayatı zenginlikle değil, küçük iyiliklerle ölçülen bir kadındı: komşusunun çiçeklerini sulamak, öğrencilerine yerine koyamayacağı kitaplar ödünç vermek. Julian, gergin şakalarından birine güldüğü anda, isminin ona henüz hiçbir şey ifade etmediği zamanlarda, ona aşık olmuştu.Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.